23 Temmuz 2007 Pazartesi

ARTIK ÇOK GEÇ…

Daha önceden de duymuştum “Toplumlar layık oldukları idareciler tarafından yönetilirler” sözünü…Ama bunun doğruluğu üzerine de düşünmüştüm.Pek de inandırıcı ve geçerli bir şeymiş gibi gelmemişti doğrusu. Ama 2007 milletvekili seçimlerinin sonucunda üzülerek söylüyorum ki…Layık olduğumuz idareciyi seçtik!Seçtiler…Türkiye’de bu böyledir zaten! Saygısı, üslubu yerinde olanı pısırık; şehite ‘kelle’, terörist başına ‘sayın’ ifadesini yakıştıranı da samimi(!) ilan ederiz… Mitingler yapıldı… Yüzlerce,binlerce insan laiklik için,cumhuriyet için yürüdüğünü haykırdı sokaklarda, nerdeler?? Umutsuzluğa kapıldığım zamanlar olmuştu seçim öncesi, açıkçası tahmin ediyordum seçim mitinglerinden izlenimlerime dayanarak…Ama bu kadarını da beklemiyordum!! Anketlerde verilen yüzde 11'lik kararsızlar oranını gördüğüm zaman hayra yorup belki de halk uyanıyor diye düşünmüştüm…Bu yüzden de kararsız olmalarını doğal karşılamıştım.Meğer halk uyanmıyor, hala ayakta uyuyormuş….Ne yazık ki yanılmışım!Seçim sonuçlarına bakılırsa Recep Tayyip bey bu konuda hiç de yanılmış sayılmaz…”Halk laik olmak istemezse tabi elden gider!” Peki ya medyadaki on numara değişime ne dersiniz? Daha iki üç gün öncesine kadar gemiyi,gemiciği(!) kınayan, halk cumhuriyetine sahip çıkmalı diye haykıran cumhuriyet bekçileri medya dün seçim sonuçlarını yorumlarken beni oldukça şaşırttılar! “Sayın başbakanımız halktan biri gibi davranmayı seviyor,samimi,bu yüzden biraz daha anlayış ve hoşgörüyle yaklaşmalıyız belki”...Al birini vur ötekine…Halk ne düşünüyor ki medyası ne olsun!
HEPİMİZE GEÇMİŞ OLSUN


crangirl...

???????????????

Dünkü sonuçlardan sonra kendimi büyük bir uçurumun kenarında olan bir kaç insandan biri gibi hissettim. Bu nasıl bir kayıtsızlıktır ; bu milletin hiç mi insafı yoktur ; hiç mi düşünmez ,bunca yıllık kurumları birer birer devleti küçültme adı altında yabancılara peşkeş çeken , bir zihniyete hiç mi tepkisini gösteremez ; bu kadar küçüldük mü biz ; bu kadar kör müyüz. Sonuçlara hala inanamıyorum , inanmak istemiyorum. Ve pes doğrusu diyorum ... yolda gördüğüm her iki kişiden biri bu zihniyeti kabul ettiğine göre acaba biz mi yanlış düşünüyoruz demekten kendimi alamıyorum ; acaba bizde mi destek vermeliydik bu hükümete ,biz de mi seçim sonuçları açıklanınca parti binasına koşmalıydık , biz de mi çanak yalayıcılar sınıfına geçmeliydik.Bilemiyorum........

22 Temmuz 2007 Pazar

ve seçim...

Oy verme işlemi sabahın erken saatlerinde başladı ve halen devam etmekte.Umarım ülkemiz için hayırlısı neyse o olur.Sakın oy kullanmamazlık etmeyelim.En önemli vatandaşlık görevlerimizden birisi olduğunu unutmayalım.

19 Temmuz 2007 Perşembe

SEÇİME 5 KALA….

Bugün Konda araştırmalarına göre AKP yüzde 42.6, CHP 17.3 ve MHP ise 12.5 olarak görünüyor…Kararsızlar için verilen rakam yüzde 11. Azımsanacak bir rakam değil...Ama
Penguen ya da bi Leman okur gibi hissediyoruz artık! Alaylar,hakaretler,YAN
ÇİZMELER…Recep Tayip Erdoğan bu konuda kendini çok geliştirdi. Mizah dergilerinin
başını o çekiyor…Aslında komediden daha çok trajikomik sayılır ülkemiz için.”İçerde şu kadar terörist var” dedi..yan çizdi.”Demokrasi araçtır” dedi..yan çizdi.”Tek başıma iktidar olmazsam çekilirim” dedi..ondan da yan çizeceğe benziyor. Baktı ki daha ailede servet elde edemeyenler var…Damatlar,torunları…v.s.Yeni de torun geliyormuş ki…Bırakıp gitmek olur mu?? Acaba kalan yüzde 11 nerde kararsız kaldı…Kimde kararsız kaldı??Halk daha uyanmadı ama en azından kararsız kaldı!! Bu da bi GELİŞME deyip olumlu bakmaya çalışıyorum…



crangirl....

not : yazı bir arkadaşıma ait sitede bana yardımcı olmaya başladı artık :)

18 Temmuz 2007 Çarşamba

seçim reklamının esin kaynağı bulundu :) burdannnn

Son zamanlarda çoğu web sayfasında akp nin reklamlarına rastlamak mümkün , geçenlerde gördüğüm bir reklam ise gayet ilgi çekici http://www.internethaber.com/ un açılış sayfasıydı eğer yanlış hatırlamıyorsam, birden ekran karardı ve saolsun akpartinin ampulü imdadıma yetişti ve sayın başbakanım çıktı karşıma.... Neden mi bundan bahsediyorum :) ilham aldıkları kaynağı biliyorum da ondan

BAŞLIĞA TIKLAYIN LÜTFEN!!

28 Haziran 2007 Perşembe

güzel bir kısa film

acaba biz de onun kadar düşünceli olsak bazı şeyler değişir mi?!

16 Haziran 2007 Cumartesi

yapılacaklar listesi!

Bugün biraz Kuzey Irak meselesinden konuşalım. Uzun süredir askerimizin bu bölgeye girip girmemesi tartışılmakta , neredeyse bütün yazarlarımız bununla ilgili görüş bildirmekte , uluslararası bazı kuruluşlar Türkiye'nin orada başarılı olup olamayacağını gösteren bazı araştırmalarla uğraşmakta.Oysa ki bu askeri atılım yapılmadan önce orada yapılması gereken o kadar önemli işler var ki bu konunun altında ezilmekten başka bir işe yaramadılar, şimdiye kadar.

Öncelikle elektrik meselesi göze çarpan en büyük konulardan biri ; ülkemizde elektrik sanayilere 9.3 cente satılırken Kuzey Irak'a 4.2 cente maliyetininde altında satılıyor. ( Bugün okuduğum bir gazetede de Türkiye'nin Azebaycan'dan elektrik alımının arttırılmasına yönelik çalışmalarin hükümetimiz tarafından yapıldığı yazıyordu. Daha kullanacağımız elektriği dahi dışarıdan alırken Türk askerine silah doğrultanları yetiştirenlere ucuza elektrik satıyoruz.) Üstelik Turhan Çömez'in yaptığı bir açıklamaya göre ( http://www.turkforum.net/showthread.php?t=211729 ) Türkiye'den satın alınan bu ucuz elektrik pkk kamplarında da kullanılmakta!!! Tam bir çelişki , sen ülkende askerlerini, paranı, vaktini hiç acımadan bu adamları yokedebilmek için harca ; bir yandan da yenilerinin yetiştirilmesine katkıda bulun!!

Kuzey Irak ,ABD nin ülkeye girmesiyle birlikte bir gelişim süreci içerisine girdi.Bu süreçte de neredeyse en büyük rolü Türkiye oynamakta , sürekli şirketlerimiz orada ihaleler almakta; belki kısa vadeli olarak düşünürsek bize katkısının büyük olduğunu düşünebilriz ancak uzun vadede emin olun zarar göreceğimiz bir gerçek.Daha bugün bir aşiret ağası, amerikan köpeği, bize kafa tutabiliyorsa geleceği düşünmek istemiyorum.

Ayrıca Türkiye şu barajların kapaklarını bir kapatsın bakalım, suyu nerden buluyorlar! Elimizde bu adamları Kuzey Irak'a girmeden de yok edebilecek o kadar çok güç var ki ama malesef onları kullanmayı becerecek politik gücümüz eksik.

LÜTFEN SEÇİMLERDE OYUMUZU KULLANALIM! UNUTMAYIN Kİ AMERİKANIN ORTA DOĞU PROJESİNE GÖRE TÜRKİYE'DE BÖLÜNECEK ÜLKELER ARASINDA! BU ŞEREFSİZLERE EN BÜYÜK CEVABI SANDIKTA VERELİM' "BİR OLALIM, İRİ OLALIM, DİRİ OLALIM!"

5 Haziran 2007 Salı

Seçime Doğru

Sonunda sınavlar bitti ve uzun bir aradan sonra yeniden yazmaya başladım. Aslında sınavlar devam ederken de siteyle uğraşabilirdim ama tembellik işte.Her neyse Türkiye bu aralar çok ciddi bazı meselelerle uğraşmakta ; bir yanda AB maceramızı devam ettirme isteği sürerken , öte yanda ise her gün onlarca vatan evladımızı daha kaybetmekteyiz . Kim bilir belki ben bu yazıyla uğraşırken veya sizler oyun oynamaktan bıkmış bir durumda ne yapabileceğinizi düşünürken yaşıtlarımız doğuda her an bir çatışmayla karşı karşıyalar. Hükümetimiz ise hala askerden yazılı istek bekleyedursun ( kuzey ırak'a girilsin mi, girilmesin mi?) , nasıl olsa vatanın evladı çok! Son olarak Tunceli'de gerçekleştirilen karakol baskınında 7 tane daha şehit verdik . Benim en çok kin dolduğum nokta ise bu adi olayın askerlerimizin en savunmasız anlarında , yemek saatinde gerçekleştirilmesi ve içeriye ekmek getiren arabayla sızmaları oldu. İşte bu nokta da en önemli konularımızdan biridir 23. dönem milletvekili genel seçimi. Önümüzdeki 5 sene Türkiye'de yeni bir birlik beraberlik anlayışı sağlayacak.İnsanları din, dil, ırk, sınıf ayrımı yapmadan bağrına basacak ; Avrupa Birliği'nin dayatmalarıyla başa çıkabilecek ( Açıkcası ben Avrupa Birliği'nde bir Türkiye görmek istemiyorum , onlardan ileri seviyede bir Türkiye görmek istiyorum.) ; bu terör sorunun kökünü kazıyabilecek ; medeniyet neredeyse oradan faydalanmasını bilecek yani sadece AB'ye bağlı kalmayacak ; Türkiye'deki fakir - zengin olayını en azından orta sınıf-zengin durumuna çevirmeyi başarabilecek ; yalansız dolansız bir hükümete ihtiyacımız var arkadaşlar . Umarım oyunuzun değerini bilerek 22 Temmuz 2007 sabahı sandık başına gidersiniz . (Not olarak şunu da eklenmek isterim ki son zamanların en büyük fiyaskosunu da malesef acıyla izliyoruz şu zamanlarda merkez sağ olarak bilinen 2 partinin birleşememesiTürkiyenin zararına olmuştur bence . Ancak koltuk sevdasından başka sevdalar gerektirir Türkiye'yi yönetebilmek. )

27 Mayıs 2007 Pazar

1 haziran

çok uzun zamandır sınavlar yüzünden ilgilenemedim siteyle tabi bu arada Türkiye'de birçok önemli gelişme oldu hepsine birer birer yer vereceğim 1 hazirandan sonra , ayrıca son 2 gündür de çok hastaydım bilgisayarı bile açamadım diyebilirim :) durum o kadar vahim yani : p

6 Mayıs 2007 Pazar

birleşmeler ve 2. round

*Demokrat parti kuruldu :) Adı itibarıyla bana kötü şeyler çağrıştırsa da akp ye bi tehdit sağlamayacağımı bilsemde öyle umuyorum ki meclise bu parti de girer.Koşullar öyle kötü durumda ki kötünün iyisini seçmek zorunda kalan bizler umarım doğru kararları veririz.akpnin tek başına hükümet kurmasına razı olamam artık.


*Evet, Cumhurbaşkanlığı seçiminde 2. round da tamamlandı 2 adet sayımın ardından 367 adet milletvekilinin olmadığına kanaat getiren( daha dorusu ikna olan ) meclis başkanı 9 Mayıs da yeniden görüşmek üzere dedi ancak Cumhurbaşkanı adayımız adaylıktan çekildiğini açıkladı ( açıklayacağını belirtti)


*Solda da birlik arayışları devam etmekte her zaman olduğu gibi!!!

4 Mayıs 2007 Cuma

................

Son bir hafta da o kadar şey oldu ki nereden başlayacağımı bilemiyorum. Borsayı izleyenler bilir her ani çıkış veya her ani düşüş Türkiye'de yaşanan kritik gelişmelerin olumlu veya olumsuz sonuçlarıdır.Borsanın bile bazı beklentileri vardır eğer ona ters düşen bişey olursa o bile negatif bir tepki verir aynı bizim gibi ( Koyunluktan kurtulanlardan bahsediyorum, bazıları hala sadece temel ihtiyaçlarını gidermekten başka bir şey yapmaktan acizler )

Her neyse en sonunda Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu yapıldı , CHP Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu ve bu tür konularda genelde karar vermesinin uzun sürmesi beklenen Anayasa Mahkemesi jet hızıyla ve 2 adet ret oyla ilk turu iptal etti. Acaba demokrasi yara almışmıydı. Bir çok insan hatta ben bile demokrasinin zedelendiğini söyleyebilirim ama bunun gerekliliğine de bir o kadar inanıyorum. Seçim ilk turdan yeniden başlayacak ancak sonuç olarak bu ilk turdaki kaos yeniden yaşanacak ve ilk tur mecburen son bir kez daha yinelenecek ve böylece erken seçim kararı alınması gerekecek ki alındı bile diyebiliriz. Ama seçimin Temmuz veya Ağustos ayında olacak olması işleri biraz kötüleştiriyor.Neden derseniz çoğu insan tatilde olacak ve Türkiyemizin geleceğini belirlemede katkıda bulunamayacaklar.

Şu anda demokrasimize en büyük zararı veren olay %10 barajıdır.Sonuç olarak akp ve CHP bu barajın kalkmasını istemeyecekler ve meclisde bu yönde bir oylama göremeyeceğiz çünkü her ikisinin de %10 u geçen bir kitlesi var nasıl olsa her ikisi yeniden meclise girmeyi başaracaklar ve kim ne derse desin barajı düşürmeyecekler bu sebepten dolayı. Ne mi olacak eğer yeniden bir erken seçim yaşanırsa meclise giren parti sayısı 4 ü geçemeyecek ve malesef bu kötü yönetime devam etmek zorunda kalacağız. Umarım halkımız koyunluğu bırakıp bazı şeylere değer vermeye başlar. Geleceğimiz gibi......

28 Nisan 2007 Cumartesi

Al Gül'üm ver Gül'üm, Emin Cölasan, 25.04.07

SAYIN büyüklerim, sevgili küçüklerim, abilerim ablalarım, aziz hemşerilerim, değerli vatandaşlarım!..
Hepimizin gözü aydın... Hasretle beklediğimiz piyango çekilişi dün yapıldı ve Beyefendi'nin iki dudağı arasından çıkan isim Abdullah Gül oldu!
Kumpanyamız sizler için çok hoş bir ortaoyunu hazırlamıştı. Oyunumuzu adım adım yürüttük, mutlu sona dün ulaştık. Bunu "taktik ve stratejimiz" gereği olarak yaptık.
Bu figüranı bol oyunu izlemek için sizlerden bir kuruş para istemedik. Hoşça vakit geçirmiş olmanızı diliyoruz!
Cumhurbaşkanı adayımızı, kimin aday olup olmayacağını Bush ve Merkel biliyordu da, siz niçin bilmeyecektiniz!
Bilmek sizin de hakkınızdı. O yüzden bir gün öncesinden açıkladık.
* * *
Sayın büyüklerim, sevgili küçüklerim, abilerim ablalarım, aziz hemşerilerim, değerli vatandaşlarım!..
Sergilediğimiz oyunda biri başrolde olmak üzere çeşitli oyuncular vardı.

Başrol oyuncumuz ne yazık ki kalıbının adamı çıkmadı.
O korktu.
Çankaya oyununda başına neler geleceğini önceden kestirdi ve rolünü başkasına devretti.
Son Almanya gezisinde "lider öldü desinler" diyerek Çankaya niyetini göstermişti. Ama 14 Nisan mitingi son noktayı koydu.
Bir baktı ki, Çankaya'ya kendisi çıktığı takdirde vaziyet kötüye gidecek, piyasalar çökecek, askerler tavır koyacak, toplum gerildikçe gerilecek ve iş bir yerde ister istemez patlayacak.
Bu durumda yüreği yetmedi.
Deniz Baykal hep "Sen oraya çıkamazsın, çıksan da duramazsın" diyordu.
Deniz Baykal haklı çıktı.
* * *
Sayın büyüklerim, sevgili küçüklerim, abilerim ablalarım, aziz hemşerilerim, değerli vatandaşlarım! ..
Meclis stadyumuna getirilen bindirilmiş kıtaların tezahüratı ve sloganları arasında dün adayımız, başrol oyuncumuzun iki dudağı arasından çıkıverdi.
Onun fotokopisi!
Hiç kuşkunuz olmasın, kendisi "Cumhuriyet'in temel değerlerini sözde değil, özde benimsemiş" olan biridir!
Atatürkçülük, laiklik gibi kavramlar onun genlerine işlemiştir!
Başrol oyuncumuz -eğer çıksaydı- Çankaya'ya, Atatürk'ün makamına ne kadar yakışacak idiyse, Abdullah Gül ve eşi de en az onun kadar yakışacaktır!
Meclis'ten Sorumlu AKP'li Devlet Bakanı Bülent Arınç, birebir görüşmelerinde bu ikisine boşuna bastırmadı: "Çankaya'ya eşinin başı açık birini çıkarmaya yeltenip bunlara ödün verirseniz, ben onun karşısında adaylığımı koyarım ve kazanırım. Haberiniz olsun!"
Boşuna "Dindar cumhurbaşkanı olacak" demedi.
Biz "dinsizleri!" önceden uyardı.
Efendim, Abdullah Bey bir süre önce eşine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde türban davası açtırmıştı. Sonra başbakan olunca davayı geri çekmek zorunda kalmışlardı. Türk devletinden 100 bin Euro tazminat istiyorlardı. Olur böyle vakalar!
Sonuçta türbanı Atatürk'ün makamına çıkarmayı başarmak (!) üzereler.
* * *
Sayın büyüklerim, sevgili küçüklerim, abilerim ablalarım, aziz hemşerilerim, değerli vatandaşlarım!..
Bu süreci son güne kadar gizli tutanlara lütfen kızmayınız. AKP kendi cumhurbaşkanını elbette kapalı devre seçecekti. Dün açıklanan aday Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma olabilirdi. İsim misim hiç önemli değildi.
Kimin ismi söylenirse gidip ona oy verecekler.
Otomatik oylama! Oy makinesi! Kaldır elini, indir elini. Milletin iradesi, oylaması bu!!!
Neyse, bu arada kumpanyamızın bir özür borcunu da burada yerine getirmek zorundayım. Dünkü isim açıklamasına kadar gerek Meclis içinden ve gerekse Meclis dışından pek çok kişi Çankaya rüyaları ile yattı kalktı. "Komşuda pişer, cumhurbaşkanlığı bana bile düşer" hülyası nice hanımefendi ve beyefendilerin beyin kıvrımlarına aylardan beri yerleşmişti.
Başrol oyuncusunun en yakın çevresinden birinci halkalar, ikinci kaynaklar vesaireler, pek çok gazeteciyi ve medya kuruluşunu da kendi beklenti ve çıkarları doğrultusunda işletti. Aday isimleri havada uçuşuyor, birileri havaya giriyordu.
Aday olmaktan korkanlar... Yüreği yetmeyenler... Adaylık bekleyip dün hayal kırıklığına uğrayanlar... Dört dörtlük adayına dün kavuşan (!) Türk milleti...
Verdiğimiz rahatsızlık ve oynattığımız güldürü nedeniyle hepinizden, kumpanyamız adına özür dileriz.

Kısa kısa...

Evet tüm Türk milletine , adayımız canımız , ciğerimiz abdullah gül hayırlı uğurlu olsun!!!!

Adayım abdullah gül kardeşimdir .


Sen kimsin!

(Kusura bakma senin dilinden konuşuyorum) Bkz. recebin dili(sayfanın altına bakın)

Bundan önceki yazımda değinmiştim "Bana kalırsa r.t.e nın oraya çıkıp çıkmaması hiçbir şeyi değiştirmeyecek çünkü onun silah arkadaşlarından biri mutlaka o koltuğa oturacak" ve öyle de oldu onun aynadaki yansıması Çankaya yolunda , şimdi de.

Bugün Burhani'ye de 14 Nisan mitinginin sadece r.t.e ye değil onun zihniyetindeki herkese karşı yapıldığı hatırlatıldı. Kanalturk neredeyse tek yayın organıydı ama olsun en azından televizyonda gösterilme şansını yakaladı bu miting.

Yarın da bazılarına göre yine BİR AVUÇ insan toplanacak. Çağlayan'da atacak bu kez laikliğin kalbi ama eminim onlar yine görmezden gelecek bu insanları yine tepkisiz kalacaklar ve yine askerden gelen ufacık bir kağıt parçasıyla "Demokrasi elden gidiyor yetiş avrupa " diyecekler.

22 Nisan 2007 Pazar

23 Nisan , Cumhurbaşkanlığı, Medyanın tutumu ...

Evet sizinde bildiğiniz gibi yarın 23 Nisan kimi kesime sadece çocuk bayramı gibi görünse de aslında çocuk bayramı sadece o günün anısına çocuklara verilen bir armağan ( dünyanın hiç bir yerinde böyle bir bayram olmadığını da belirtmek isterim ) ama asıl önemi ilk parlamentonun kurulmasıdır. 23 Nisan 1920 günü parlamentoda yapılan ilk konuşmayı aktarmak istiyorum ( Parlamentonun en yaşlısı olan Sinop milletvekili Şerif Bey başkanlık kürsüsüne çıkar ve) :

"Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum. "

Tabi salonda büyük bir alkış kopar ama bu alkış tam bir bütünlüğün temsilcisi midir? Tabi ki hayır, padişah yanlısı vekiller yokmudur ? Olmaz mı efendim aradan yaklaşık 85 yıl geçti hala var!... Ama nedense o gün bu insanlar içlerinden konuşmayı tercih etmişlerdi. Ama ileride emin olun içlerinde kalan her şeyi kusmaya başlayacaklardı ve başladılar..

Türkiye akıl almaz bir biçimde bazı karanlık ellere ( AB sinden tut ABD sine )kendini teslim ederek yoluna güvenlir bir biçimde devam ettiğini sanıyor ama bana kalırsa büyük bir yanılgı içerisinde .
Devletimiz sağolsun(!) her türlü kademeye büyük küçük demeden kendi zihiyetini oturtuyor kendi zihniyetinden olmayanı afaroz ediyor. Gerçi şu anda devletimizi küçültme adı altında o kadar çok yerimiz satıldı ki pek de fazla kademeye hükmetmiş sayılmazlar!...( Örn ; Türk Telekom, kar eden şirketlerimizden biriyken nedense ciklet parası diye tabir edilebilecek bir meblaya peşkeş çekildi. )

Sonunda işler öyle ilerledi ki oturulmadık ele geçirilmedik
bir tek koltuk kaldı , evet Çankaya ... Bana kalırsa r.t.e nın oraya çıkıp çıkmaması hiçbir şeyi değiştirmeyecek çünkü onun silah arkadaşlarından biri mutlaka o koltuğa oturacak.Sonuç olarak bizim medyamız yine aslanın yanında olacak , yine milyonları binlere çevirip orta sayfalarında eritmeye çalışacak.Ama unutmayalım ki bir gün devran döner, feleğin tekerine çomak sokulur....


Bugün gazetede okuduğum bir yazı çok hoşuma gitti Güngör Uras'ın kaleme aldığı yazıda
Pulitzer'in bir kaç cümlesine yer verilmiş:
"Bir ülke basını ile birlikte yükselir veya batar. İyi basın, iyi ülke demektir. Başarılı basın, 'doğruyu' anlayacak yetenek ve zekâya 'doğruyu' yazacak güce sahip olan basındır. Böyle basın toplumsal değerleri ve fazileti koruyabilir.
Toplumsal değerlere önem vermeyen hükümetler ve yöneticiler sahteci, ahlaksız, soyguncu bir ortamın yaygınlaşmasına neden olur. Maddi değerler ve güç karşısında eğilen, demagojiye kapı açan bir basın, kendisi gibi düşük seviyeli bir toplumun oluşmasına neden olur. Ülkenin geleceği, bu değerlere sahip çıkacak genç gazetecilere ait olacaktır."
Acaba hiç düşündük mü biz bu iki paragrafın hangisindeyiz diye !!!!



19 Nisan 2007 Perşembe

alıştık artık ! .....

Bugünkü hükümetimiz başa geldiğinden beri her yerde böyle manzaralar görmeye alıştık hatırlarsanız Ankara Palas'ta bir defilede gördüğümüz o manzara insanın tüylerini ürpertirken kaygılarının doruk noktasına ulaşmasını sağlıyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarında çağdaş Türk kadınına evsahipliği yapan o mekan şimdilerdeyse kadın erkek ayrımının yapıldığı ( haremlik selamlık düzeni ) tesettür defilelerine (!) ev sahipliği yapmakta. İşte bügün okuduğum bir yazı daha durumun ne kadar vahim olduğunun kanıtı .....

TIKLA









18 Nisan 2007 Çarşamba

Mustafa Kemal Atatürk

günümüzün en popüler konusu ...

Yaklaşık 5 aydır bu konu üzerinde sürekli konuşuluyor ama hala bir çözüm üretebilmiş değiliz , ülkenin kaderi rüzgarda sallanan bir çöp parçası gibi ordan oraya gidiyor ama malesef rüzgarın da başı boş değil ... Evet , Cumhurbaşkanı Makamı'ndan ve onu ele geçirmek isteyen yoz düşünceli insanlardan bahsedeceğim , ki bu insanlar zamanında Türkiye Cumhuriyeti'ni hiçe sayan ; Cumhuriyetin getirdiklerini değil de götürdüklerini destekleyen ; hacıların , hocaların , şıhların ,şeyhlerin dizinin dibinden ayrılmayan , demokrasiyi amaç değil de (!) araç olarak gören insanlardır! Ayrıca bu insanlar senin , benim gibi yan gelip yatmaz , gayet azimlidirler , yapacakları herşey önceden planlanmıştır . Nerden mi biliyorum bundan yaklaşık 10 sene önce aynı insanlar Cumhurbaşkanı imamhatip mezunu olacak ( recep tayyip erdoğanın 5 subat 1996 tarihli akit gazetesindeki demecinde söylediği "cumhurbaskani'nin imam hatipli olacağı günler yakindir" cümlesinden anlaşılacağı gibi ) derken kimse işin bu boyutlara geleceğini düşünmemiştir en ileri görüşlümüz bile...